T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bedri Rahmi Eyüboğlu (1911-1975)

Giresun Görele'de doğmuş,  21 Eylül 1975'te İstanbul'da vefat etmiştir.

1927'de Trabzon Lisesi'nde okurken, bu okula resim öğretmeni olarak atanan Zeki Kocamemi'nin öğrencisi olmuş, onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ne (şimdi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) girmiştir. Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın derslerine katılmıştır. 1932 yılında Paris'e, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına giderek 1 ay süreyle André Lhote'un atölyesinde resim çalışmıştır. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu (Ernestine Letoni)ile de burada tanışmıştır. Bu tarihlerde Matisse, Brague ve Chagall’ın resimleri ile Türk geleneksel sanatlarını incelemiştir.

Bedri Rahmi, 1934 yılında, Yeni Adam dergisinde ressam olarak çalışmaya başlamış ve bu dönemde şiirleri de edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başlamıştır. Akademi Diploma yarışmasında “Yol İnşaatı” konulu resmi ile üçüncü olan Bedri Rahmi, bu sonuçtan memnun kalmayarak yeniden yarışmaya hazırlanmak için mezun olmamayı göze almıştır. 1934 yılında 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katılmıştır. 1935 yılında ise ilk kişisel sergisini Bükreş’te açmıştır.

1936'daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci olmuştur. Cumhuriyet devrinin ilk yurt dışı sergisi olan ve Moskova’da gerçkeleştirilen Türk Resim ve Heykel Sergisi´ne üç resim ile katılmıştır.

1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı olan Bedri Rahmi, birçok ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde “Yurt Gezileri” kapsamında resim yapmak için 1938'de Edirne'ye gitmiştir. Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir. 1939 yılında Birinci Devlet Resim ve Heykel Yarışması’nda “Figür” adlı yapıtı ile üçüncülüğü Arif Kaptan ile paylaşmıştır. 1941 yılında ‘Yaradana Mektuplar’ adlı ilk şiir kitabını yayımlamıştır.

1940'lardan sonra duvar resimlerine yönelen Eyüpoğlu, 1941'de de yine ‘Yurt Gezileri’ ile Çorum’a ve İskilip’e gitmiştir. İskilip gezisi onun resim anlayışı üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Resimlerinde han avluları, halay çekenler, çocuk emziren kadınlar, saz çalan âşıklar gibi temaları işlemeye başlamıştır. 31 Ekim1942 tarihinde Dördüncü Devlet Resim ve Heykel Yarışması’nda ikincilik ödülünü kazanmıştır.

İlk duvar resmini 1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki Lido Yüzme Havuzu için yapmıştır. 1947 yılında ‘10’lar’ grubunun kurucularından biri olarak Bedri Rahmi, 1950 yılında Ankara’da ‘retrospektif’ (geçmişe, geriye dönük) bir sergi düzenlemiş ve büyük ilgi görmüştür. Bedri Rahmi aynı yıl Paris’te bulunan İnsan Müzesi'nde (Musée de l'Homme) ilkel kavimlerin sanatını incelemiştir. Bu incelemeleri, onu "güzel"in aynı zamanda "yararlı" da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in gücünü eksiltmeyeceği” düşüncesine ulaştırmış ve sanatını bu felsefe yönlendirmeye başlamıştır.

Mozaik çalışmalarına 1950'lerde başlayan sanatçı, 1958'de Uluslararası Brüksel Sergisi için 272 m²'lik bir mozaik pano gerçekleştirmiş ve bu yapıtıyla serginin büyük ödülü olan altın madalyayı kazanmıştır. Bundan bir yıl sonra Paris'teki NATO yapısı için, şimdi Brüksel'de bulunan, 50 m²'lik bir mozaik pano hazırlamıştır. 1960 ve 1961'de ABD'ye gitmiştir. 1969'da Sao Paolo Bienali'nde Onur Madalyası kazanmıştır.

1940'ta 2. Devlet Resim ve Heykel Yarışması’nda resim dalında üçüncülük, 1943'te aynı yarışmanın 4’üncüsünde ikincilik ve 1972'de de 33. yarışmada birincilik ödülünü alan Bedri Rahmi; ölümünden sonra 1976'da Ankara'da "Yaşayan Bedri Rahmi" adıyla ve İstanbul'da da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde adına düzenlenen bir sergiyle anılmıştır. 1984'te İstanbul'da "Bedri Rahmi-Her Dönemden" adlı bir toplu sergisi açılmıştır.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Akademi'deki ilk yıllarından sonra temel bilgilerini Paris'te André Lhote'un akademisinde edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, Dufy ve Matisse'i kendine daha yakın bulmuştur. Paris'ten döndükten sonra Anadolu ve Trakya gezilerinde yaptığı resimlerde, İstanbul görünümlerinde Dufy'nin renk ve çizgi anlayışının etkileri görülür. Zamanla bu etkiden sıyrılan Bedri Rahmi, halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır. Halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramış, minyatürlerden de esinlenmiştir. Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri; çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. Ancak yalnızca motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme araştırmalarına da girmiştir. Çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün vermiştir. Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür.

İki yıl kadar süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse de, yaşamının son yıllarında yeniden eski konularına dönmüştür. Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini vermiştir. Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a dönüştüğü izlenir.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu, 1927'de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademi'deki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştur.

Bedri Rahmi’nin edebiyatçı yönü de onu önemli kılmaktadır. 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılâpçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir. 1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlamıştır. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi birçok türüne duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri, kendine özgü bir biçimde kullanarak, şiir dilini halk diline yaklaştırma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemeyi sürdürmüştür.

Şiirlerinde masallardan, söylencelerden, türkülerden yararlanan Eyüpoğlu, insan ve doğa sevgisi, yaşama sevinci, toplumsal sorunları ele almıştır.

BAŞLICA YAPITLARI:

Resim: Paris, 1930; Mustafa Eyüboğlu, 1933; Yazılı Natürmort, 1936; Salı Pazarı, 1938; Eren, 1940; Nallanan Öküz, 1947; Düşünen Adam, 1953; Köylü Kadın (Tren-Yataklı Vagon), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Karadut Satıcısı, 1954; Çömelmiş Köylü, 1972; Ankara'nın Kavakları, 1973; Mor Takkeli Hacı, 1974; Son Kahve, 1975; Anadoluhisarı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi; Çıplak; Ev İçi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Han, 1975; son resmi.

Duvar Resmi: Lido Yüzme Havuzu'nda duvar resmi; 1943, Ortaköy/İstanbul; Hilton Oteli'nde duvar resmi; Divan Oteli'nde duvar resmi.

Mozaik Pano: Uluslararası Brüksel Sergisi için mozaik pano, 1958; Nato yapısında mozaik pano, 1959, Brüksel; İşçi Sigortaları Hastanesi'nde seramik pano, 1959, Samatya/İstanbul; Etibank yapısında seramik pano, Ankara; Marmara Oteli'nde mozaik pano, Ankara; Vakko Fabrikası'nda mozaik pano, Topkapı/İstanbul.

Duvar Kabartması: Manifaturacılar Çarşısı'nda duvar kabartması, Unkapanı/İstanbul; Aksu İşhan'ında duvar kabartması, Karaköy/İstanbul. Şiir: Yaradana Mektuplar, 1941; Karadut, 1948; Tuz, 1952; Üçü Birden, 1953; Dördü Birden, 1956; Karadut 69, 1969; Dol Karabakır Dol, 1974, tüm şiirleri; Yaşadım, (ö.s.), 1977. Gezi ve

Deneme: Cânım Anadolu, 1953; Tezek, 1975; Delifişek, 1975; Resme Başlarken, (ö.s.), 1977.

Monografi: Nazmi Ziya, 1937.

Resim Albümü: Binbir Bedros, (ö.s.), 1977, Karadut, (ö.s.), 1979; Babatomiler, (ö.s.), 1979.

Bedri Rahmi'nin Atölyesinin Girişinde Asılı Yemin


Bugüne kadar resim sanatı alanında

Yapılagelmiş olanları inceleyeceğime

Kendini bütün dünyaya kabul ettirmişler

Arasında beni en çok saranlarını ayırarak

Onlara kendi aramalarımı, denemelerimi

Katacağıma
Alışılagelmiş, basmakalıp, hazırlop

Klişeleşmiş çiğnene çiğnene tadı tuzu

Kalmamış hiçbir şeyi tekrarlamayacağıma

Elimden çıkan her çizgiye

Her lekeye

Her renge

Her beneğe

Kendi aklımı

Kendi tecrübemi

Kendi tasamı

Kendi ömrümü, yüreğimi basacağıma

Aldığım nefes, içtiğim su, bastığım toprak

Gözüm, kulağım, burnum,

Elim, belim, dilim, derim üstüne

Yemin ederim

Yemini bozduğum gün

Burdan giderim